Türkçe
Deutsch

Mahrumiyetler ülkesine umut

Tacikistan'da iç savaş sebebiyle binlerce yetim ve dul bulunuyor.

Kurbanların dağıtımında yetim, dul ve engellilere özel bir önem verildi.

Bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından sonra ağır bir iç savaş geçiren ve 50 bini aşkın insanını kurban veren Tacikistan’da ümit ile belirsizlik hep bir arada olmuş. Nüfusunun yarısına yakını 14 yaşın altında olduğu için genç ve dinamik bir nüfusu olan ülkede, sorunların çözümü için güçlü bir potansiyel bulunuyor. Ama bu potansiyeli kullanacak istikrarlı bir ortam oluşmamış.

 

Ülkedeki iç savaş sebebiyle binlerce yetim ve dul bulunuyor. Bu nedenle Kurbanların dağıtımında yetim ve dullara özel bir önem verildi. Tacikistan’da Kurban etleri bu bakımdan bir moral kaynağı olduğu kadar, bizlerden binlerce kilometre uzaktaki muhtaç insanların ihtiyacını karşılayacak önemli bir hediye. Bizlerden istedikleri daha fazla hatırlanmak ve yılda bir-iki kez yapılan ziyaretleri kalıcı projeler ile daha sık ziyaretlere dönüştürmek.

 

Türkiye’den Kurban dağıtımıları için gitmiş olan Dr. Senai Demirci’nin izlenimlerine kısaca bakalım; “Bayramın birinci gününden itibaren her evde, evde ne varsa ikram edildiği bir yer sofrası kuruluyor. Bu sofra bayram sonuna kadar hiç kalkmıyor. Eve gelen misafirler doğruca yemeğe oturtuluyor. Her misafir geldikçe sofra yenileniyor. Bazı sofralarda evdeki yiyeceklerin hepsi bulunuyor. Yardım dağıtırken Müslüman olmanın izzetiyle davrandığını gördük köylülerin. Hiç izdiham olmadığı gibi, paraya pek ihtiyaçları olduğu halde, dilenme tavrı da göstermiyorlardı. Eğer babasız yetimleri, günde en fazla 1 YTL civarında para kazanmak için sokaklarda bir şeyler satmaya çalışan beş-altı çocuklu dulları siz gözlerinizle görseydiniz, gönlünüzden Tacikistan’a gönderdiğinizin bin katı yardım geçerdi. Türkiye’ye dönüp yaşadıklarımı eşime anlattıktan sonra, hava soğuktur diye yanıma aldığım kazakları, çocuklara hatıra olsun diye kendi harçlığımla aldığım 20 Tacikistan parasını niye oralarda bırakmadığımın hesabını verememenin ezikliği içindeyim hala... Böylesi seyahatlerin huzurumuzun zekâtı olduğunu anladım; sizin de anlamanızı isterim”.