Kamboçya’da su sevinci
WEFA Kamboçya’da su kuyusu çalışmalarına devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Kamboçya’nın temiz suya en muhtaç olan bölgelerine açılan su kuyuları yöre halkını oldukça sevindirdi.
WEFA İnsani Yardım Organizasyonu, 17 farklı ülkede su kuyusu kampanyasını sürdürüyor. Bangladeş, Kamboçya, Togo, Kırgızistan, Moritanya, Filipinler, Tanzanya, Sri Lanka, Kamerun, Kenya, Gine, Somali, Çad, Endonezya, Sudan, Etiyopya ve Burkina Faso’da küçük, orta ve büyük su kuyularını hizmete açan WEFA’nın bu projesine ilgi her geçen gün artıyor.
Sadakayı Cariye
Peygamberimiz (SAV)’in buyurduğu üzere böyle bir su kuyusunu açtıran hayırsever vefat etse bile bu su kuyusundan istifade edildiği müddetçe kendisine sevap yazılmaya devam ediyor.
En muhtaç bölgelere
Su kuyuları Asya ve Afrika’nın en muhtaç bölgelerine açılıyor. Bu ülkelerde insanlar bir kova su getirebilmek için kilometrelerce yol yürümek zorunda kalıyorlar. WEFA, su kuyularını yetimhanelere, okullara ve camilere yakın yerlere de açıyor.
Dualar sizler için
Geçtiğimiz günlerde açılan su kuyularımızdan istifade edenler bu kuyulara sponsor olan hayırseverlere selam ve dualar gönderdiler.
Bağış miktarı
Su kuyusunun açıldığı bölgeye, su kuyusunun çeşidine, büyüklüğüne ve derinliğine göre fiyatlar değişiyor. Küçük bir emme basma tulumba kuyu 150 Euro’ya açılabilirken, orta çapta motorlu bir kuyu 850 Euro’ya, daha fazla insanın istifade edebileceği büyük kuyular ise 3-4 bin Euro’ya açılabiliyor. Ülkelere göre belirlenmiş kuyu fiyatlarını WEFA’nın 0221-880 64 80 numaralı telefonunu arayarak öğrenebilirsiniz.
Su kuyusu fiyatlarımıza bir kaç örnek:
Bangladeş (el tulumba) : 150 €
Bangladeş (büyük, motorlu) : 850 €
Kamboçya (küçük el pompası) : 450 €
Kamboçya (büyük el pompası) : 1000 €
Kamboçya (büyük kuyu) : 1550 €
Togo : 550 €
Tanzanya (büyük kuyu) : 1500 €
Somali (büyük kuyu) : 3000 €
Çad (büyük kuyu) : 3100 €
Sudan (büyük kuyu) : 4300 €
Nasıl katılacaksınız?
1. Bağışçımız su kuyusu açtırma talebini telefonla (0049-221-880 64 80)veya mail ile (info[at]wefa.org) WEFA Projeler Birimi’ne bildirir. (Başvuruda kuyuya verilecek isim belirlenmelidir).
2. Aşağıdaki yollardan biriyle su kuyusu bağışını yapar;
- Bürolarımıza gelerek makbuz karşılığı elden bağış.
- Hesap numaramıza havale.
- Para Çekme Yetkisi (Einzugsermächtigung).
- 0049 – 221 - 880 64 80 numaralı telefondan Tele-Bağış.
- www.wefa.org sayfamızdan Online-Bağış.
3. Proje tamamlandığında WEFA, su kuyusunu açtıran hayırseverin istediği ismi kuyuya yazdırıp, fotoğrafını da çekerek teşekkür belgesiyle birlikte adresine gönderir.
Müesseseler, camiler, dernekler ve işyerleri de bu kampanyaya katılabilirler. Bu projeye gelen kuyu bedelinden az olan yardımlar da su kuyusu için ayrılmış havuz sisteminde değerlendirilmektedir.
Suyun önemi ve Su Kuyusu Projesi
Su bütün canlıların ihtiyaç duyduğu temel hayat kaynağıdır. Dünya nüfusunun hızlı artışına paralel olarak suya olan ihtiyaç da günden güne artmaktadır. Susuzluk probleminin en yoğun olarak yaşandığı kıta olarak bilinen Afrika’da insanlar kurak çöl iklimi ve imkânsızlıklar sebebiyle içme suyu sıkıntısı çekmektedirler. Dünyada her 8 saniyede bir çocuk, susuzluk ya da uygun sıhhi tesis eksikliğinden ölmekte, beş yaş altı çocuklarda ise ishalden günde 4 bin 500 kişi hayatını kaybetmektedir. Kız çocukları suya ulaşmak için çok zaman harcadıklarından dolayı okula devam edememektedirler.
Dünyamızda her beş kişiden biri temiz sudan mahrumdur. 1.2 milyar insanın içecek suyu bulunmamakta, kirli suların yol açtığı hastalıklar nedeniyle her yıl 2.2 milyon insan ise ölmektedir. İçme suyu problemi çözülürse pis sudan kaynaklanan salgın hastalıklardan ölen en az 1.6 milyon kişinin hayatı kurtarılabilecektir.
WEFA, Asya ve Afrika’da coğrafi şartlar, kuraklık ve altyapı sorunları nedeniyle temiz içme suyuna erişim sıkıntısı yaşanan bölgelerde su kuyuları inşa etmektedir. Bir kuyu açıldıktan sonra çıkan su, bütün analizleri yaptırıldıktan sonra halkın kullanımına sunulmakta ve belirli aralıklarla denetimi yapılmaktadır.
Projenin amacı
· Bir yudum su için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalan insanlara temiz içme suyu sağlamak.
· Başta Afrika olmak üzere Asya ve Güneydoğu Asya ülkelerinde kirli suyun neden olduğu bulaşıcı hastalıkları önlemek.
· Su sıkıntısı nedeniyle kullanılamayan tarım alanlarına su temin etmek ve tarımı geliştirmek.
· Bölgede yaşayan insanlara gelecek umudu aşılamak.
· Bölge halkının kalkınmasına destek olmak.
Hedef grup ve beklenen yararlar
Suyun az bulunduğu bölgelerde yaşamak zorunda kalan Afrika insanı, WEFA’nın başlattığı su kuyusu projesi ile hem sağlıklı suya kavuşmakta hem de buralarda sağlıksız suyun sebep olduğu hastalıkların önü alınmış olmaktadır.
Projeyle yaşam alanlarının bereketlenmesi sağlanarak insanlar arasında dayanışma ve paylaşma kültürünün gelişmesine imkân tanınmaktadır. Ayrıca; bölgede su yüzünden çıkan çatışmaların sona ermesine de katkıda bulunulmaktadır.
Proje süresi
Su kuyusu projesinin tamamlanma süresi ortalama 1 yıldır. WEFA tarafından açtırılan su kuyuları bölgelerdeki fiziki şartlara göre farklılıklar göstermektedir. Kuyular teknik olarak yüzeyden veya derinden çıkarılan suya göre yüzey su kuyuları ve derin su kuyuları olmak üzere iki çeşittir. Su kuyularının bedelleri de ülkelere ve kuyu çeşitlerine göre değişmektedir.
Kamboçya
Kamboçya Krallığı Tayland, Laos ve Vietnam arasındaki Tayland Körfezi’nde yer alıyor. Phnom Penh, 15. Yüzyılın başından beri ülkenin başşehri. Kamboçya çoğunlukla düzlüklerden oluşmakla beraber, kısmen dağlarla çevrili bölümleri de mevcut. Batıda yer alan Tonle Sap gölü ve dünyanın en uzun 10 nehirinden olan Mekong ülke için çok önemli bir konuma sahip.
Tarihte krallık olarak başlayan Kamboçya, bugün de monarşi ile yönetiliyor. Bir Güneydoğu Asya devleti olan Kamboçya, yüksek devrini 9. ila 15. Yüzyıl arasında yaşamış olan Kambuja İmparatorluğu’ndan neşet etmiştir. Khmer Krallığı’ndan arta kalanlar, özellikle de Angkor, bugün halen görülebilmektedir.
Etnik açıdan bakıldığında Kamboçya Güneydoğu Asya’nın en homojen toplumudur. 14,5 milyon kadar olan yerli halkın resmi rakamlara göre yüzde 85-90’ı Khmer halkına mensup. En büyük azınlık grubu yüzde 5 ile Vietnamlılar oluşturuyor. Cham (Şam veya Çam diye okunur) asıllı Müslüman grup tahminen yüzde 3 ila 5 oranında iken, yüzde 1 oranında da Çinliler mevcut.
Khmer halkı bir dağ topluluğu olan Mon’lar ile akrabalar. Mon’luların şimdiki nesilleri bugün çoğunlukla Tayland’da pirinç tarımı ve balıkçılık yapıyorlar. Mon devletleri kültürel olarak Hindistan’dan çok etkilenmişler, bu nedenle erken denilebilecek bir dönemde Budizm ve Brahmanizmi kabul etmişler ve bu dinler kendi aralarında yayılmış. Dilleri olan Khmer dilinde, mimari ve edebiyatlarında da Hindistan etkisi görülüyor. Bugün Kamboçya’nın resmî dini Budizm’dir.
Khmerlerin geçmişi Cham tarihi ile yakından bağlantılı. Tam istatistikler mevcut değilse bile Kamboçya toplumunun yüzde 4 ile 7 arasındaki bölümünün Müslüman olduğu tahmin ediliyor. Müslümanların çoğunluğu Champa Krallığı’nın varisleri olan Cham halkına mensuplar. Champa hükümdarları en nihayetinde 1607’den itibaren Müslümanlığı kabul etmişler, ancak ondan önce de Müslümanların varlığı biliniyor. Hinduizm’in etkisinde olan bu büyük ve eski imparatorluğun mensupları, Arap tüccarlar sayesinde İslam ile tanışmışlar. Cham halkının çoğu bu dönemde yani 17. Yüzyılda İslam’ı kabul ettiler. 17. Yüzyılın sonunda Vietnam, Champa emirliklerinin bir kısmını hükmü altındaki topraklara ekledi. 19. Yüzyılın ikinci yarısında ise hem Kamboçya hem de Vietnam Fransız sömürgesi haline geldiler. 1953 yılında Fransız sömürgesinden kurtulmalarının ardından onyıllarca süren bir iç savaş yaşandı. Halktan birçok insan ölürken, ekonomik açıdan da büyük zarara uğranıldı.
Bakıldığında Chamların kendi dillerini korudukları görülüyor, aynı zamanda kendi alfabelerini kullanıyorlar. 1960 yılından beri Chamlar etnik olarak Khmer olmamalarına rağmen “Khmer İslam” olarak adlandırılıyorlar, bunun sebebi ise – Çinliler ve Vietnamlıların tersine – Kamboçya vatandaşı olduklarını vurgulamak.
Kamboçya tarihinde Pol Pot dönemi (1975-1979) büyük bir kırılmaya vesile oldu. Sadece bir kaç yıl içerisinde Kızıl Khmerler olarak adlandırılan ve 1951 yılında kurulan komünist partiden doğan bu hükümet, yaklaşık 2.2 milyon insanı işkenceye tabi tutarak katletmiş. Pol Pot’un özellikle eğitimli insanlara karşı bir katliama yöneldiği belirtiliyor. Zulüm ve işkenceler o durumda gelmiş ki, 1978 yılında Kızıl Khmer hükümeti devrildiğinde ülkede sadece 50 doktor kalmış. Pol Pot döneminde katledilenler arasında binlerce Müslüman da yer alıyordu. Kızıl Khmer hükümetinin devrilmesinden sonra bir süre devam eden kritik iç savaş döneminin ardından, hali hazırda onyılı aşkın bir zamandır ülkede istikrarın hakim olduğu söylenebilir.
Din, kültür ve dilleri bağlamında bakıldığında müslümanlar bir azınlık teşkil ediyor. Kızıl Khmerlerin devrilmesinden sonra gerekli yapıları kendileri (yeniden) kurmuşlar ve sürekli temelleri sağlamlaştırma çabası içindeler. Kamboçya’da Müslümanların hayatı İslam Din İşleri Kurumu tarafından organize ediliyor. Onun yanında sosyal, insani yardım ya da eğitim alanlarında faaliyet gösteren iyi teşkilatlanmış Müslüman organizasyonlar da var. Camilerini yapıyorlar, dini ve kültürel hayatı organize eden faal sosyal çalışmalar içerisindeler. Müslümanlar toplumun tüm katmanlarında temsil edildikleri izlenimini veriyorlar.
Kamboçyalı Müslümanlar, yapıyı sağlam bir şekilde kurup şumüllü bir biçimde Müslümanlığı yaşayabilmek, Müslüman kimliğini sağlamlaştırma ve toplumda saygın bir konumda olmak çabası içerisindeler.
Kızıl Khmerlerin devrilmesinden sonra Müslümanları durumu da iyileşmiş durumda. Ancak eğitim konusunda ise yavaş ilerleyen bir iyileşme sözkonusu. Pol Pot’un tüm okulları kapatması (bazıları işkencehane olarak kullanılmış), öğretmenleri öldürmesi ya da sürmesi sonucunda eğitim sistemi tamamen çökmüş. Bu dönemde tüm yazılı ürünler de yok edilmiş, bu nedenle Kamboçyalı Müslümanlar da çok az dini neşriyata sahipler.
Diğer bir sorunu ise, din konusunda cemiyet çalışmalarına yön verebilecek ve dini anlatabilecek yeterli ve yetkin kişilerin olmaması teşkil ediyor. İslam’ın buraya çok uzun yıllar önce gelmesine rağmen kısmen çok yüzeysel olarak anlaşıldığı görülüyor. Bu anlamda Kamboçya’daki İslam’ın Budizm ile karma izler taşıdığı dikkat çekiyor. Bu karma anlayışın örnekleri, buradaki Müslümanlar tarafından tasvip edilmeyen bazı küçük yerleşim yerlerinde halen devam ediyor. Mesela ezan yerine, davul çalan gruplar mevcut. Besmele ile başlayan, fakat kendi dillerinde devam eden ama eksik bazı Kuran nüshaları var. Eksik bu “Kuranlar” esas Kuran ile uyuşmayan ayetler içeriyor. Çözüm olarak, bu ve diğer dini “eksiklikler”i aşmak için daha sonra din öğretmeni olarak istifade etmek üzere Malezya ve Endonezya’ya burs yoluyla öğrenci gönderme yoluna gidiliyor.
Kamboçya’da Müslümanların kültür ve dinlerini açıkça gösterme ve yaşamaları bir sorun teşkil etmiyor. Diğer dinlere olduğu gibi – öncelikle Budizm – İslam’ın da özgürce yaşanması sağlanıyor. Ülkedeki din özgürlüğünden Müslümanlar ve Budistler memunlar.
Bağışlarınız için tıklayınız...



























