Yetimin Rabbi Var!
Bir imtihandır yetim. Yiyen, içen, yürüyen, konuşan bir imtihan. Dul annesine, dedesine, amcasına, babasının din kardeşlerine, insanlığa imtihandır. Kazanırken herkesinin kazandığı, kaybederken ise, yetimden önce öbürlerinin kaybettiği bir imtihan. O, aramızda dolaşan bir test aracıdır; mala esaretimizin olup olmadığı, “benden doğmasa bile bana ait” çocuklarımın, bağrıma basacak bebelerimin olup olmadığını test eder. İnsan ve mal yan yana geldiğinde neyin öne geçeceğini test eder. İnsanla başlayan ve onunla devam eden bir imtihanın adıdır o.
Yetim, tek tek tuğlalardan oluşan muhkem bir binanın nasıl kurulduğunun, bir büyük ümmetin tek vücut şuuruna nasıl erdiğinin izlenebileceği bir aynadır. O aynaya bakar vefamızı ölçeriz. Merhametimizi, insanlıktan neler barındırdığımızı ölçeriz. Babalı büyümenin şükrü olarak bir yetime kefil olma ve ona yürek açma vefası göstermek kendini anlamış olmaktır. N. Yıldız
devamı » »
Bu çocuklar özeldir!
Yaşamın en zor anlarında yalnız olmak nasıldır; hiç düşündünüz mü? Babanızın olmaması; size bir kalem, silgi gibi basit bir şeyin bile alınmaması... Henüz küçük çocuk olduğunuz halde, hastalandığınızda, ateşlendiğinizde başınızda kimsenin olmaması… Sünnet olduğunuzda yapayalnız olmanız... Genç kızlığa adım attığınızda yol göstereninizin olmaması... Askerde iken arayanınızın soranınızın olmaması... Veli toplantısına sizin için gidecek kimsenin olmaması... Anılarınızdan ve hatıralarınızdan bahsederken yuva ve yurttaki anılarınızdan başka anlatacak bir şeyinizin olmaması... Ve gelecek kaygısı ile çocuk yaşta yüzleşmeniz... “Ne yaparım? Nerde kalırım? Ne yer, ne içerim?” diye endişelenmeniz… Yaşananlar bunlarla da kalmaz; ekonomik boyutu da vardır meselenin. Akraba yanında yetişen ya da yurtta kalan bu özel çocukların daha farklı sorunları da vardır muhakkak. Bunları da ancak yaşayan bilir… Emre Yapıcı
devamı » »
Yetim Fidanlarımız...
Yetim evi ve yetim çocuklar vicdanın sesidir, kendisidir. Tüm yetim evlerinin ortak ruhu ve atmosferi var. Filistin’den Somali’ye, Irak’tan Kosova’ya, Açe’den Pakistan’a kadar tüm yetim evlerinde aynı hüzün ve aynı umut var. Kaderleri ortak, beklentileri ve hayalleri, ümitleri ortak olan yetimler, İslam dünyasının anne ve babalarının şefkatlerini bekliyorlar. Hangi yetim evinin kapısını çalarsanız çalın tüm çocuklar aynı heyecan ve aynı gülümsemeyle kapıya koşarlar. Yetim yurtlarında sabah ve akşam anne ve babasızlığın hüznü vardır ve hiçbir sevinç bu eksikliğin yerini dolduramaz. Yetim evindeki gönüllü öğretmenler, günübirlik ziyaretçiler, güzel elbiseler ve hediyeler sadece geçici mutluluk oyuncaklarıdır onlar için. Her bayram hüzündür, her akşam hüzündür yetim için. Bundan dolayı yetimin başını okşamak, ruhunu okşamaktır. Osman Atalay
devamı » »
Yetim Psikolojisi
Çocuk yuvalarında yetim çocukların çok iyi bakıldıkları halde sık hasta oldukları, gelişmedikleri ve ani öldükleri biliniyor. Bu hastalığa bilimsel terminolojide “hospitalizasyon hastalığı” deniliyor. Muhtemelen fiziksel olarak çok iyi bakıldıkları halde sık sık bakıcı değiştirdikleri için bu çocukların sevgisiz kaldıkları, gösterilen sevginin de fedakârlık, karşılıksızlık ve iyiliği isteme arzusunu fazla içermediği için çocuklarda yeterli güveni oluşturmadığı anlaşılıyor. Şefkatli ortamlarda olmayan kişiler kendilerini yalnız hissederler. Bu kişilerin ümit duyguları gelişemez. Büyüme ile ilgili hormon ve enzim üretimi için kişinin kendini güvende hissetmesi gerekir. Kendisini güvende hissetmeyen kişilerin beyinleri stres ve savunma ile ilgili hormon ve enzimleri üretir. Bu kimyasalların uzun süreli salgılanması growth hormone, yani büyüme hormonu üretimini baskılar ve çocukların gelişimleri yavaşlar. Ani ölümler ortaya çıkar. Prof. Dr. Nevzat Tarhan
devamı » »





